Sabah kalk, tuvalete git, çamaşırını değiştir, yüzünü yıka, ağzını çalkala, bir şeyler ye, bitki çayı/kahve/siyah çay iç, bulaşık yıka, maillerine bak, dizi izle, yazı yaz, ders çalış, kitap oku, şiir oku, müzik dinle, spor yap, yemek ye, ara öğün ye, masanı topla, oje sür, dolabını topla, çamaşır yıka, su iç, daha çok su iç...
Bu listeyi daha çok uzatabilirim. Hepimizin yaptığı rutin şeyler değil mi? İşte ben bunları yapamıyorum. Mutlaka eksik kalıyor, üşeniyorum vs.
Arkadaşlarımdan I'yı yaşam koçum ilan ettim. Eline listeyi verdim. Her akşam kontrol edeceksin, yaptım mı yapmadım mı diye, dedim.
Madem kendim yapamıyorum, birazcık aba altından sopa gösterenim olsa iyi olacak.
22 Mayıs 2013 Çarşamba
Kab
Tüm gece kabus üstüne kabus gördüm. Asla aldatılamayacağın bir ilişkide aldatılmak nasıl oluyormuş anladım, ağzımın içi pas gibi.
21 Mayıs 2013 Salı
The Big D
Arkadaşımla konuşuyorum.
-Annem de babam da 20 yıldan fazla yaşamaz bence. Dedemler 85i görmüş olabilirler ama bizimkiler göremez. Sağlıklı değiller ki. Yaşayacaklarış gibi davranmamın lüzumu yok. Çocuğum olursa evlendiğini göremezler.
Kız dehşetle yüzüme bakıyordu. Ağladı ağlayacak. Annem ve babamın ölümleri hakkında nasıl bu kadar tepkisiz olduğumu anlayamıyordu.
-Ama ölecekler. En sevdiğim insanın öleceğini kabullenmeliyim. Niye daha fazla yaşamadılar diye onlara kızmamalıyım. Ölecekler ve benim yapabileceğim bir şey yok. Şimdiki zamana bakalım, ileriyi düşünmeyelim.
-Annem de babam da 20 yıldan fazla yaşamaz bence. Dedemler 85i görmüş olabilirler ama bizimkiler göremez. Sağlıklı değiller ki. Yaşayacaklarış gibi davranmamın lüzumu yok. Çocuğum olursa evlendiğini göremezler.
Kız dehşetle yüzüme bakıyordu. Ağladı ağlayacak. Annem ve babamın ölümleri hakkında nasıl bu kadar tepkisiz olduğumu anlayamıyordu.
-Ama ölecekler. En sevdiğim insanın öleceğini kabullenmeliyim. Niye daha fazla yaşamadılar diye onlara kızmamalıyım. Ölecekler ve benim yapabileceğim bir şey yok. Şimdiki zamana bakalım, ileriyi düşünmeyelim.
19 Mayıs 2013 Pazar
16 Mayıs 2013 Perşembe
İmr ile Kısk
Kalem ve Kelâm benim imrenme ile kıskançlık arasında ipte yürüdüğüm alanlar.
Benden daha iyi yazanlara imreniyorum; yetenekleri olanlara, çok farklı bir görüşü olanlara.
Çünkü öyle ya da böyle, ulaşamayacağım bir haldeler. O büyü ne yazık ki elde edebileceğim bir kulvar değil, hiç birimiz için değil.
Ama bir de istikrarlı ve kendini geliştiren yazarlar var ki, ölüyorum kıskançlığımdan. Onların yerinde veya yanında ben de olabilirim. Ama üşeniyorum, dirayetsizim, ataletim her zaman daha ağır basıyor.
Kendime bunu yaparken elbette ki düşmana ihtiyacım olacak. Ben de onları seçiyorum.
İnatla okuyup kıskanıyorum, elin amatör yazarlarını, sırf ben kendimi amatör dahi göremediğim için.
Benden daha iyi yazanlara imreniyorum; yetenekleri olanlara, çok farklı bir görüşü olanlara.
Çünkü öyle ya da böyle, ulaşamayacağım bir haldeler. O büyü ne yazık ki elde edebileceğim bir kulvar değil, hiç birimiz için değil.
Ama bir de istikrarlı ve kendini geliştiren yazarlar var ki, ölüyorum kıskançlığımdan. Onların yerinde veya yanında ben de olabilirim. Ama üşeniyorum, dirayetsizim, ataletim her zaman daha ağır basıyor.
Kendime bunu yaparken elbette ki düşmana ihtiyacım olacak. Ben de onları seçiyorum.
İnatla okuyup kıskanıyorum, elin amatör yazarlarını, sırf ben kendimi amatör dahi göremediğim için.
15 Mayıs 2013 Çarşamba
Saklan
"Yanıp söner binaların ışıkları"
Tüm gözleri üzerimizde hissediyoruz. Takip ediliyoruz. Birileri bize zarar vermek istiyor. Sokakta dayak yeme korkusuyla yürüyoruz. Her an bir yerden kafamıza bir şeyler yağabilir.
Paranoyak mıyız? Sanmıyorum.
Her gün bir sürü insanın başına bunlar geliyor. Herkesin öyle ya da böyle bir sapığı var. Şahsen ben Taksim'e gittiğimde etrafa bakmaktan bazen yürüyemiyorum. Sanki bir yerden biri saldıracakmış gibi geliyor. Her zaman gittiğim barlarda rahat rahat oturamıyorum. Evimin (evlerimin) sıcaklığını ve güvenliğini arıyorum. Sığınmayı ve izole olmayı arzuluyorum.
Ne olur, birkaç kitap atalım çantaya ve saklanalım insanlardan.
Ya?
Acaba bunca teklifsiz olmasam daha mı farklı olurdu her şey?
Seni önce tavlada yenip, sonra da ödül olrak öpücük istiyorum demesem.
50 yıl öncesini çakal erkekleri gibiydi ilk gün tavırlarım.
Bir yandan da naiftim hani, gelip geçen garsonların tavırları ve bakışları inanılmaz irite ediyordu.
Kızma ya da kavga çıkmasın diye söylemiyordum.
Her zamanki gibi kendi bacağımdan asılıyor, namusumu(!) kendim korkuyordum.
Ya o gece gel, dediğimde gelmem, deseydin. Çok mu farklı olurdu?
Gecenin bir yarısı elimizde çay bardakları, dudaklarımızda sigara mutlu olmasaydık.
Karanlıkta uyuyamadığını unutmayıp sen daha istemeden ara ışığı yakmasaydım.
Haftalar haftaları kovalarken seni mutlu etmek için kendimi mutfağa kapatmasam, şimdi başka insanlar mı olurduk?
Bilmiyorum. Ama onca sigaraya rağmen bıyıkların güzel kokmasa, belki, belki bir şeyler değişirdi ya da ben yumuşacık olmasam.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)