gerçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gerçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2013 Pazar

Direniyoruz

Olanlar yüzünden tamamen uçlar arasında gidip geliyorum.
Sosyal medyadan olay takibi, bilgi kesinleştirme, gerekli insanlar ulaştırma, yanlış haberleri düzeltme derken en ala istihbaratçı oldum çıktım.
M sürekli meydanlarda. Merak etmiyorum diyemem ama dayanıyorum.
Sınavlarım yalan oldu, bütünlemeler de öyle olacak gibi görünüyor.

Direntürkiye
Direngeziparkı
Direnankara
Direnizmir
Direndersim
Direnantalya
Direnantakya
Direneskişehir
Direntaksim
Direngazi

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Fin

Kafamı asla toparlayamadığım için son anda çalışmaya başladığım bir sınav haftasına hoş geldiniz.
Bu 10 gün çok sevimli şeylerden bahsetmeyeceğim, olsun.
Biraz da kafa ütüleyeyim.

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Her-gün

Sabah kalk, tuvalete git, çamaşırını değiştir, yüzünü yıka, ağzını çalkala, bir şeyler ye, bitki çayı/kahve/siyah çay iç, bulaşık yıka, maillerine bak, dizi izle, yazı yaz, ders çalış, kitap oku, şiir oku, müzik dinle, spor yap, yemek ye, ara öğün ye, masanı topla, oje sür, dolabını topla, çamaşır yıka, su iç, daha çok su iç...

Bu listeyi daha çok uzatabilirim. Hepimizin yaptığı rutin şeyler değil mi? İşte ben bunları yapamıyorum. Mutlaka eksik kalıyor, üşeniyorum vs.

Arkadaşlarımdan I'yı yaşam koçum ilan ettim. Eline listeyi verdim. Her akşam kontrol edeceksin, yaptım mı yapmadım mı diye, dedim.

Madem kendim yapamıyorum, birazcık aba altından sopa gösterenim olsa iyi olacak.

21 Mayıs 2013 Salı

The Big D

Arkadaşımla konuşuyorum.

-Annem de babam da 20 yıldan fazla yaşamaz bence. Dedemler 85i görmüş olabilirler ama bizimkiler göremez. Sağlıklı değiller ki. Yaşayacaklarış gibi davranmamın lüzumu yok. Çocuğum olursa evlendiğini göremezler.

Kız dehşetle yüzüme bakıyordu. Ağladı ağlayacak. Annem ve babamın ölümleri hakkında nasıl bu kadar tepkisiz olduğumu anlayamıyordu.

-Ama ölecekler. En sevdiğim insanın öleceğini kabullenmeliyim. Niye daha fazla yaşamadılar diye onlara kızmamalıyım. Ölecekler ve benim yapabileceğim bir şey yok. Şimdiki zamana bakalım, ileriyi düşünmeyelim.

16 Mayıs 2013 Perşembe

İmr ile Kısk

Kalem ve Kelâm benim imrenme ile kıskançlık arasında ipte yürüdüğüm alanlar.
Benden daha iyi yazanlara imreniyorum; yetenekleri olanlara, çok farklı bir görüşü olanlara.
Çünkü öyle ya da böyle, ulaşamayacağım bir haldeler. O büyü ne yazık ki elde edebileceğim bir kulvar değil, hiç birimiz için değil.
Ama bir de istikrarlı ve kendini geliştiren yazarlar var ki, ölüyorum kıskançlığımdan. Onların yerinde veya yanında ben de olabilirim. Ama üşeniyorum, dirayetsizim, ataletim her zaman daha ağır basıyor.
Kendime bunu yaparken elbette ki düşmana ihtiyacım olacak. Ben de onları seçiyorum.
İnatla okuyup kıskanıyorum, elin amatör yazarlarını, sırf ben kendimi amatör dahi göremediğim için.

14 Mayıs 2013 Salı

Ç-iz

Dudağımda hâlâ malum geceden kalma iki iz var. İsterdim ki o malum geceyi önceden burada anlatmış olayım ve link vereyim. Ancak ölümüne üşengeç biri olduğumdan tabii ki yazmadım.

Özet geçmek gerekirse, şöyle anlatayım.

Evde tek kaldığım zamanlardı. Çok yorgun ve yoğun bir gün geçirmiştim. Her şey üstüme geliyordu. Sabahladım. Gün doğarken uykuya daldığımda ise, çığlıklarla uyanmama yarım saat vardı. O kadar korkmuştum ki, M'ye mesaj attım. Aradı, korkudan doğru düzgün konuşamazken sesini duyunca uykuya daldım.

Sonra? Tekrar uyandığımda dudağımı kaplayan iki koca uçuk vardı. İzlerini taşıyorum. Ne kadar aciz olabildiğimi ve uyuyamadığımda, korktuğumda yanımda olacak biri olduğunu hatırlatıyorlar bana. Bir de, birilerinin yanımda olmasının yetmediğini.

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Takıldım

Benim bazı(!) takıntılarım var. Mesela; şaşı birinin gözlerine bakamam, dişleri ayrık biri konuşurken yere bakarım, belli şeyleri inadına yanlış söyleyen insanlarla konuşmam vs. Stresli dönemlerimde özellikle, bu obsesifliklerim artıyor.

Arkadaşlarım bu konudaki takıntılarımı sürekli gözüme sokmaktan pek de geri durmuyorlar hani.

- Deniz seninle dişleri ayrık birini konuşurken düşünemiyorum.
- Cidden adam şaşı diye dersi mi bıraktın!?
- Böğrek, şarz, muhattap, liğse ...

Ne oluyor yani? Ben de herkes kadar takıntılıyım. Sadece bu konuda daha dürüstüm. Aşırı uyumlu görünmek uğruna kendimi hırpalamıyorum.

Bir de yanlış kelime kullananları düzeltme huyum var ki, yakın zamanda kavga çıkacak sanırım bu yüzden. Ama sadece bir kere uyarırım. Belki de bugüne kadar kimse ona doğrusunu söylememiştir, diye düşünerek yapıyorum.

Aman canım, kızarsalar da kızsınlar.

10 Mayıs 2013 Cuma

Ayd

Kendimi bildim bile çevremdeki herkesin her sorunuyla üzülmüş, kahrolmuş, kendi hayatımı sekteye uğrattığım yetmezmiş gibi, bir de " bak ben ne kadar mutsuz oldum" diye başlarını yemişim.

Daha kendi dertleriyle uğraşamazken insanlar, dert edinmiş Deniz vakaasıyla sabır taşı edasında ilgilenmişlerdir. Ve bakıyorum da allah henüz belamı vermedi.

Bunu çok sevdiğim bir insan evladı bana yaptığında fark etmem ise çok acı. Kendimle mi uğraşayım seninle mi lan?! diye kafa göz dalma isteği git gide artıyor.

En yakın zamanda kendisine de bir aydınlanma diliyorum.

Edit: Bu yazıyı yazmamdan bir gün sonra kendisi o aydınlanmayı yaşamış. Daha güzel şeyler de dileyeyim bari.

21 Mart 2013 Perşembe

Aldım verdim

-Sen bana yaralarını göster, ben de sana benimkileri göstereyim.

20 küsur senedir bu oyunu oynuyorum, kendi kanımı başkalarınınkine karıştırıyorum.
Oysa yaklaşık bir aydır engeller var önümde.
Bir kadın ve ruhunu tanıyorum.
Hissedebiliyorum parçalanmışlığı.
Konuş, diyor bana, anlat.
Konuş ki unutayım kendimi.
Senelerdir benim iki dudağımdan çıkan bu cümleleri şimdi o tekrar ediyor.
Onun söylemeye çekindiklerini de ben söylüyorum:
-Konuşursam, kırarım ne kaldıysa ve bir daha toplayamam parçaları.

Şimdi uzaktan bakıyoruz.

Aldım verdim ben seni yendim...

14 Mart 2013 Perşembe

İntihar

Sizce de ölmek çok basit değil mi?
Bir gece hiç yoktan son bir fotoğraf çekip, kafanıza sarı papatyadan taç yapıp kendinizi asabiliyorsunuz.
Bunu sizin eski bir arkadaşınız da yapabiliyor.
Öğrendiğinizde beraber olduğunuz tüm anılar art arda tokat gibi çarparken yüzünüze, belki sonunda mutlu oldu, diyebiliyorsunuz.
İnsanoğlu uyum sağlamadan yaşayamıyor.
Biz de başkalarının uyumsuzluğuna uyum sağlamaya çalışıyoruz işte.